13 Ağustos 2015 Perşembe

Acı Bir Telefon Çalmadan Evvel





Telefon çalıyor. Normal bir çalış değil ama, normal olmadığını çalışından da için 'cız' edişinden de vaktin geçliğinden de anlıyoruz. Elimiz pek açmaya gitmiyor ama bir yandan da bir an önce açmalıyım diye düşünüyoruz. Susmuyor, keşke yanlışlıkla aranmış olsa keşke bir çocuk öylesine çevirmiş olsa diye iç geçiriyoruz. Çare yok kalbimizin ritmi normali çokça aşmış bir şekilde açıyoruz.

-Ne olmuş? Nasıl olmuş? Şaka, şaka değil mi?

-...

Öldü. Ne kadar kolay yazılan bir kelime değil mi? Öl-dü. İçi isyan olmasın diye içe atılan onca çığlık, onca pişmanlık onca yaşla doluyken yazarken sadece dört harf.

Kim öldü? O bugün ararım, yarın ararım dediğimiz dostumuz, sevdiğimiz, canımız. Her türlü anın en hasını onunla yaşayabilicekken o zaten gocunmaz diye listemizin sonuna doğru kaydırdığımız. Aslında gönlümüzün en güzel köşesini verdiğimiz ama oracığın ona yeteceğini düşünüp bazen oracıkta unuttuğumuz.  Zamanında yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezken çeşitle bahanelerle uzağımızda bıraktığımız. Ama daha anlatmadığımız o kadar çok şey vardı ki, onlara ne olacak? Belki de kırgın gitti? Ama arayacaktık gerçekten yanına koşacaktık! Gitti.. Dizlerine yatamadan gitti.. Belki de içine boşaltamadan gitti.. Gitmek şu dünyada hepimizin başına gelecek elbet ama böyle göndermek oldu mu? Şimdi ne olacak? Kendi kafamıza yıktığımız bu duvarların altında biz de ölsek geçer mi bu pişmanlık? Affeder mi?

Telefon elimizden kayıp gitti. Sadece telefon değil telefonla birlikte bir dostumuzda ellerimizden kayıp sonsuzluğa uçtu.. Ne güzel kanatlardı onlar öyle.. Ne güzel kokarlardı.. Sahi nasıl kokardı? Dünyada kokusunu içime çekmediğim anlarda ne gibi önemli işlerim vardı? Gerçekten çok m yoğundum yoksa bu bir ihmal mi? Melekler bizden daha çok severler bizden çok daha iyi dinlerlerdi, onları daha çok haketmişti..


Haberi aldığımız an dünya öylece durup yüreğimizde yanan ateşle tutuşup yanıp gidecek gibiydi.. Şimdi? Dünyadaki tüm dallar kırılıp gitmiş gibi. Her şeyin rengi solmuş, güzel her şey toplanıp cennete göçmüş gibi. Onun omzu olsaydı renkler yerine gelir miydi? Onun omzunu ihmal edeli ne kadar zaman olmuştu? Okul, iş, çocuklar, başka arkadaşlar derken birlikte sabahlamayalı, birlikte gülmeyeli ne kadar olmuştu? En son bir şeye çok üzülmüştü, içi yana yana üzülmüştü o an konuşmuştuk ama sonra sormayı unutmuştuk nasıl olmuştu? Geçmiş miydi acısı? Nasıl olurdu! Nasıl olurdu da böylesine hatalar yapardık! Şimdi dua vaktiydi... Cennet, şükür ki cennet vardı.. Dünyada beraber olmayı becerememiştik ama cennette birlikte olmayı isterdi değil mi? Yoksa, hayır hayır. Böyle üzüldüğümüzü görse ki görüyordur belki de, çoktan affetmiştir bile..

Rüya mıydı? Hayır.
Gerektiği gibi davranılmış mıydı? Hayır.
Dönüşü var mıydı? Hayır.
Allah'ın emri miydi? Evet.
O vakit amenna, amenna ve sadakna!

Şimdi? Uçtu, O'nu çokça seven Mevla aldı yanına..

" Kulunu ben de çok sevdim Rabbim, kulundan ben de çokça razı oldum.. O'na meleklerini yoldaş eyle olur mu? Ona yollarını aç, O'nu çok sev, O'nu en güzel bahçelerinde sakla. Belki de ben onu kırgın, küskün gönderdim affet beni affet..."

El Fatiha!


***

Telefon şimdi çalmadı evet ama bu telefonun çalmayacağı anlamına gelmiyor. Her an bir telefon tüm içli haliyle çalabilir ve sonsuz aleme uçabilir bir sevdiğimiz.. Elbet ahiretteki buluşmalarda güzeldir ama kim sonsuz aleme kırgın göndermek ister ki sevdiğini? Kim mesafeyi açtığından sevdiğinin tebessümlü yüzünü unutmuş göndermek ister?

Birlikte en güzel yaşlarımı geçirdiğim, günlerce aynı yatağı paylaştığım her türlü çocukluğun saflığını güzelliğini yaramazlığını birlikte geçirdiğim dostumu şimdi mesaj atmayayım sabah nasılsa ararım dediğim bir gecede kaybettim. O atmadığım mesaj için onlarca gece boğazıma yapıştım. Nasip.. Kendi irademizle sonunu hazırladığımız ve Mevla'nın ol dediği nasip.. O günden beri beklemenin ne derece iç yakabilecek sonuçları olabildiğini bilirim ve o günden beri daha ertelemeden sevmeye çalışırım. O günden beri ertelemeyi bırakıp sıcak yatağımdan çıkabilirim söyleyemediklerimi söyleyebilmek için. Çünkü ne vakit sonunun geleceğini bilmediğimiz bir dünyada ertelemekten büyük bir risk henüz tatmadım diyebilirim.

Şimdi gidin ve sevdiklerinize sımsıkı sarılın, sarılamadıklarınıza bir mesaj atın onu sevdiğinize, unutmadığınıza dair. Telefon çalmadan, yeşil bir kutunun ardından gözü yaşlı yürümeden evvel..

Sevdiklerimiz, biz, alem En Emin'e emanet..

20 yorum:

  1. Ne kadar doğru... O telefon hiç beklemediğimiz anda gelir.. Ve biz artık geç kalmışızdır yapamadıklarımızı, ertelediklerimizi telefi etmeye...:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet.. Allah sevdiklerimizin kıymetini zamanında bilebilmemizi nasip etsin.. Teşekkürler yorumunuz için :)

      Sil
  2. Kım arıyorsa ararım....arayanların kaybı en cok uzer benı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pek anlayamamış olsam bile yorumunuz için teşekkürler. :)

      Sil
  3. '..o gunden beri ertelemeden sevmeye başladım..'
    Çok çok içten bir yazı olmuş cok sevdim. Ne kadar güzel dile getirmişsiniz. Teşekkürler boyle bir yazı için, yazmaya devam edin..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler, yüreğe dokunabildiyse ne mutlu bana.. Evet hepimiz devam edelim inşAllah, kalemi kolay kolay bırakmak yok. :)

      Sil
  4. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  5. Her an.. kolay değildir elbet beklemekte olanı kaybetmek, Hüküm O ' na ait amenna ve sadakne. O zmn aramak lazım kalbe düşen dostu..zaten O nun rızası için olduysa dost beklemek dosta ve kendine O nu hatiralatmamak..Rabbim sevdiklerimizi aramaktan üşenmeyenlerden ,vazgeçmeyenlerden eylesin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aramak lazım, zerre dost gördüysek incitmemek ve uzanmak lazım. Belki bir dakika sonra göçüp gidecek ve söylenmek istenenler yüzüne değil mezar taşına söylenmek zorunda kalınacak.. Ondan ihmal etmemeli, korkmamalı.. Varkenki her türlü düşünce kaybettikten sonraki pişmanlığın yanında hiç kalıyor.

      Sil
  6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  7. Varkenki her türlü düşünce kaybettikten sonraki pişmanlığın yanında hiç kalıyor ,zerre de bulduktan sonra zerreye geri teslim etmek. Belki de bu yüzden güneşe beş kala , belki de başka sebepten gzl bi ifade olmuş mana içinde mâna sanki

    YanıtlaSil
  8. Güneşi bulunca sahibine teslim etmek gibi mi? Bunu bir düşüneyim, farklı yerlere çıkacağım gibi.

    YanıtlaSil
  9. Evvet inşAllah , toprakken toprak olmak veya duygular da üzüntüyü alıp kullanıyor sonra teslim ediyoruz veya mutluluğu ..denge insanı olmaksa mesele güneş doğunca O na teslim olunmaz mi geri ? Düşündürdüysem ne mutlu bana.

    YanıtlaSil
  10. Olunur tabii ki, zaten olay O doğunca da teslim olabilmekte bence. Güneş doğunca Güneş'i doğdurana teslim olmakla şükredilir, Güneşi kaybetmemeye çalışmak da bir şükürdür. Yani illa ki tekrar sahibine teslim ederek şükretmek gerekmez. Misal Allah size sağlık verdiyse sağlığınız gidene kadar O'na ibadet ederek değil kendinizi O'nun emaneti bilip sağlığınıza dikkat ederek de şükredebilirsiniz. Bu davranışımız da bulduğumuzu yine O'na teslim etmek anlamına gelir ki. İlla ki zerre de bulunca geri teslim etmemiz gerekmez yani. Velhasıl başa dönersek dikkat edelim, her an telefon çalabilir.

    YanıtlaSil
  11. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  12. Yorumu silmemdeki amaç konuyu dağıttığımı düşünmenizdi. hani olur ya su akarsa yolunu bulur yolsa su aktıkça kendini derinleştirir. O misalen konular dagilsa da yolu derinlik olsun anlayışıyla yapıyordum çünkü iki ateşin ortasında yeryüzünde yaşayan insanlar olarak konuya bağlı kalamiyorum ,ki ilk yazinizdan uzaklaştığim içindi

    YanıtlaSil
  13. Yorumlar silinse de yorumu görebiliyorum yorumunuza karşı vermiştim o cevabı. Konuyu dağıttığınızı düşünmedim tam tersine farklı yerden bakmak benim için de iyi oldu. Sonuna öyle yazmamın nedeni yazdıklarımla son cümlem arasında kendi alemimde bir bağlantı olmasıydı. Yoksa yorum yapan bir ziyaretçime karşı konuya dönelim gibi bir saygısızlık yapmamaya çalışırım, yanlış anlaşılmış kusura bakmayın.

    YanıtlaSil
  14. Teşekkür ediyorum o vakit ki özür de dilerim aynı anda , yanlış anlaşılma ifadelerin içlerinde ifade aramaktan hani siz kendi içinizde düşünürken bana akseden aynada ki gibi sanki ters dönmüş hâlini gördüm , gören gözle göremezisek olucaği bu zaten ..görmek kelimesine gelme amacım görünene sayginiz görünmeyenden beklenti için olduğu sürece yazmaya devam etmeniz , her şeyde O'nu bulmaniz dileğiyle. başarılar

    YanıtlaSil
  15. Başımı çevirmeme vesile olduğunuz farklı taraflar, yorumlarınız ve duanız için teşekkür ederim. Ziyaretinizin diğer yazılarla da devamını bekliyoruz inşAllah. :)

    YanıtlaSil