23 Nisan 2014 Çarşamba

Hepimiz kandırılmışız


Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır demiştim bu bloğa başlarken. Muhtemelen yalan söylemişim. Allah yeniden başlayanların yardımcısı elbet ama ben yeniden başlayamamışım. Yanlış anlaşılmasın şuurlu olarak size söylenmiş bir yalan değil bu muhtemelen kendime yalan söylemişim. Yeniden başlamayı geçtim başlayıp bitirdim sandıklarıma tekrar başlamışım bu blogla. Oldu mu şimdi? Oysa kocaman kocaman yollar katetmemiş miydik yeni yollara sapmak için? Öze inmek için az gece mi çırpınmıştık?

Amelimizde rıza-ı İlahi olabilmeliydi her daim. Niyetlerimizin, amellerimizin arasına sızıp ihlasımızı zedeleyecek her şeyden el etek çekmeyi bilmeliydi. Eğer ki ihlası bozan yolsa yoldan sevdaysa sevdadan vazgeçmeliydi. Eğer ki Allah' ı anma vesilemiz olan yollar Allah' tan çok hatrımıza gelir olduysa o yollar yangına verilmeliydi. Kaç yol yaktık Allah için? Kaç alışkanlığımızdan vazgeçtik? Kaç adımı atmaktan vazgeçtik? İşte tam olarak bunların sayısı kadarız.

Yola girdiğimi sanarken yolumdan sapmışım yine arkadaşlar. Niçin uyarmadınız diyip suçu size atmak isteyen bir meyil var içimde ancak bastıracağım. Farkındayım suç benim bir de...

İyi ki yoldan saptıktan sonra Allah' ın lütuf olarak çıkardığı ara yollar eski yolun kokusunu almama vesile oldu. Saptığım yol kuyularla doluydu şükür ki kendimi tekrar kuyularda bulmadan saptığım farkettirildi. Şimdi tekrar 'bismillahirrahmanirrahim' vakti. Duayla, hakikatli olması yakarışıyla..

16 Nisan 2014 Çarşamba

Sadece



Susmak.

Bingölde bir yolculukta dinlemiştim ilk, aklımda yer etmiş olmalı ki manalı olmaya başladığında zihnimde dönerken buldum sözlerini. Sevip gözüme kestirmiş olmalıyım o zamandan.

Her neyse, dinleyelim. Özlem dünyası ne de olsa, cennete gitmeyi becerirsek eğer tüm özlemleri de kapısında bırakacağız inşAllah, o vakte kadar huzurla veya hafif çapta acıyla özlemeye devam.

Bi de ıhlamurlar çiçek açabilirmiş öyle diyor kuşlar gelip gidip, inşAllah diyelim, dua edelim.

1 Nisan 2014 Salı

Bekliyoruz


                                                  


Sustukça ölüyor muyduk? Sustukça dilimizden gönlümüze inen sözcükler ipimizi mi çekiyordu gerçekten? Sustukça sonunda hiç olma pahasına eksiliyor muyduk? Yoksa sustukça öyle bir doğuyorduk ki o sancıyla öldüğümüzü mü zannediyorduk?

Sahi bebekler,onlar da suyun içinden Allah' ın izniyle mucizevi çıkarken öldüklerini mi sanarlar? Ailesini, alemi doğumlarının huzuru kaplarken onlar öldüklerini mi zannederler? Bir bebek doğarken içinden çıktığı suyu özler mi?

Belki de doğuyoruz. Belki de suların boğazımıza kaçışa doğuma beş kaldığından. Belki de boğazımızın bir düğüm varmış gibi sıkılması bir elin bizi sulardan nurlara çıkarmak için tuttuğundan.

Gözlerimizi açtığımızda önce ağlayacağız belki de ama bir el uzanacak gönlümüze, en merhametli annenin merhametinden sonsuzca kat merhametli bir el. Öyle bir merhamet değecek ki gönlümüze bizi ziyanlarımıza, zararlarımıza rağmen alemlerin en kutlusuna çıkaracak kadar merhametli inşAllah.


Bekliyoruz
Dua ile, sevda ile, özlem ile