Bize Güneş'e beş kala karanlğını aşabilecek bir dua, bir kelam gerek.
17 Nisan 2017 Pazartesi
Keşif
"Allah'ım kalbim" diye bir ses yükseliyor içimden. Allah'ım kalbim kıvranıyor, Allah'ım kalbim benim elimde olmadan hırçınlaşıyor...
Sonra başka bir ses akabinde cevap veriyor: "Hastaya yanlış ilaç verilirse inlemesi geçer mi? Onu taşıyan sensin, demek ki ona doğru bakamıyorsun."
Tahammül gücüyle de sınanırmış insan, son iki üç aydır tahammül gücümle sınanıyorum. Karşımdaki insan birkaç sıkıntılı şeyi üst üste söylese kalbimi bir kıskaç sarmış gibi oluyor ve tak tak cevap verirken buluyorum kendimi. Kendi önüme yine kendim geçiyorum olayın farkına varır varmaz. Yanlış bir şey söylemiyorum genelde aslında ama benim normal bakış açıma göre o an da söylenmesine çok da gerek olmayan ifadeler oluyor söylediğim. Öfke, sahi bu kadar öfkeyi ne ara ve niçin biriktirdim ben içime?
İnsanlar zaman zaman çok insafsız. Size sizde olmayan bazı kötü özellikleri varmış gibi söyleyip ayna vazifesi gördüklerini düşünürken direncinizin olmadığı bir dönemdeyseniz sizin söyledikleri kötü hasletlere bürünmenize vesile olabiliyorlar. Sonra o sizde olduğunu iddia ettikleri kötü özelliği üzerinizde görünce zafer kazanmış komutan edasıyla bir ferahlığa ulaşıp bir de o halde size "zaten hep böyleydin" gibi cümlelerle sağ sol kroşelerde bulunup ortadan kaybolabiliyorlar. Kötü bir şey diyip yaptığınızda kendinize en çok kendiniz kızan biriyseniz o anda çoktan nakavt olmuş oluyorsunuz zaten. Sonra bazen nakavt olan halinize bile bakmaya tenezzül etmiyorlar. Hepsi değil, bir kısmı, bir kısmımız.
Biriktirdiğim öfkelerin başka yerlerden çıktığı bir dönemden geçiyorum. 23'ümde içimin bir yerlerinde bu kadar öfke biriktirmiş olmaktan dolayı ben de hiç memnun değilim. Hep öfkenin bize yakışmadığını söyledim, hep gönlümüzü güzel hissiyatlarla doldurmalıyız dedim, hep öfkeyle bir işe kalkışmak bizi yavaşlatır dedim, hep öfkeyle yaşayan insanlara kendilerini canlı canlı kemiriyolar diye üzüldüm öfke kustukları zaman gelip ben olsam bile. Sonra bir gün geldi ve tam olarak bununla sınanmaya başladım.
Dünyada sürekli keşfediyoruz. Alemi keşfediyoruz, insanları keşfediyoruz, kendimizi keşfediyoruz. Ben de şu sıra öfkeli beni keşfediyorum, zayıflıklarımı, sınırlarımı keşfediyorum; öfke ve zayıflıklarımı yüzüme vurmayı seçenleri ve tüm bunlara rağmen özümü tebessümle bana yansıtıp gönlümü yatıştırmayı tercih edenleri keşfediyorum. Birileri öfkemi körüklerken birileri öfkemin başını öyle güzel ve şifa dualarıyla okşuyor ki bir süredir zor yaş akan gözlerimi nemli, gönlümü naif bir halde buluveriyorum. Mesela biliyorum birileri bu yazıyı benim öfkeli halimle hiç karşılaşmamış olsa bile zaman gelip de bana kızdığında "sen zaten bu ara hep öfkelisin" demek için kullanacakken kimi de bu halin geçmesi için dua edip yaptığım şeyde öfke görse bile yüzüme vurmayıp tebessüm etmek için kullanacak.
Biri öfkeliyse bu onun geçirdiği sıkıntılı süreçten olabileceği gibi bizim ona çok yüklenip içindeki öfke ipinin ucunu elinden kaçırmasına vesile olmamızdan dolayı da olabilir. Belki de bu sıkıntılı süreci vakti zamanında tahammül edebildiği garip, sıkıntılı tavırlarımıza artık tahammülsüz yapmıştır onu ve suçun temeli yine onda değildir. Sevgili beynim, sen kontrolü elden bırakmamaya çalışsan da yine de çok yüklenme kalbime e mi?
İnanıyorum ve biliyorum Allah'ın izniyle her süreç gibi bu da geçecek. İçi biraz buruk olsa da birçok güzel çıkarımla ve hatırayla...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder