26 Nisan 2017 Çarşamba

Anne





Kalbimde tepiniyorlar anne.
Bazen muhafaza etmek için kalbime gizlemek istediğim ama bir türlü beceremediğim çocuklar tepiniyor, onlar tepinirken torunları omuzlarına çıkan dedeler gibi hissediyorum, zaman gelip bir yerlerim ağırsa da gıkım çıkmıyor ve dünyanın en huzurlu insanlarından biri oluveriyorum. Sadece onlar tepinse iyi ama sadece onlar tepinmiyolar, en masum onlar tepiniyorlar. En çok acıtanı sevilen, kıymet verenlerin tepinmesi oluyor. Onların ayakları çocuklar kadar masum olmuyor anne, onların tepinme esnasındaki tekmeleri kıvrandırıyor. Sevilmeyen tepinse "Hadi başka yere, bunu yapmaya hakkın yok" diyip kapı dışarı ediliyor da sevilen yapınca olan o tepinme yutkunmayla birlikte boğazın en gönle nazır yerinde öylece çakılı kalıyor. Eskiler sevilenlerden gelen darbeyi bile nasıl hoş görebilmişler anne? Artık insanlar sevdiklerinin fazla gülümsemesini bile kaldıramıyor. Gerçi kaldıramıyorsa gerçekten sevmiyordur değil mi? Hep mutsuz anda sevilenin yanında olmaktan bahsederler ama mutlu an çok daha ince bir ayırıcı çizgi bence anne, mutlu anımızda gözleri ışıldayarak bakan ve yanımızda şakıyan insanı alıp gönlümüzün en güzel köşesinde itinayla saklamalıyız bence, o gerçekten seviyordur o gerçekten hırslarından arınıp bize bakabiliyordur değil mi? Sen bana mutlu anında zaman gelip insanlardan daha mutlu olarak onlara destek olmamız gerektiğini gösterdin anne, kızın çoğu şeyde olduğu gibi bunda da senin kadar iyi olamadı.

Şimdi 20 lerimde hatırı sayılmaya başlayan kadar ilerlediğim bir yaşımda hâlâ kendimi arıyorum. Karşılaştığım benlerin çoğunda sen varsın anne, kaybettiğim benlerin çoğunu sensiz olmasından kaybediyorum. Dünya evimizin içinde kurduğun o çıkarsız, hesapsız yer değil anne. Dünya kalbime dokunmaya başlıyor, korkuyorum...

İçimden rengarenk balonlar uçuyor bazen, farkındayım duaların rengarenk balonlara dönüyor anne. Sonra kendimi havaya tebessümle bakarken buluyorum, bunun bir sırrı var aslında biliyor musun sen bilmesen de hissedip her baktığımda bana yine mi diyip gülüyorsun. Havalara bakmaktan vazgeçmek istemiyorum anne, havalara bakıp içi şükür dolu tebessümler etmek istiyorum, hepsinde elimi sımsıkı siz tutun istiyorum, hepsinde senin de en büyük istediğin olduğu gibi kalbimde en çok O'nu hissedeyim ve kendimi O'na bırakayım istiyorum. Kalbim kalbinin bir mahallesi kadar olamasa da kalbinden damlamış bir mesken anne ve oranın kapısında bazen hiç senin bizi büyüttüğün sokaklarında görmediğim şeyler görüyorum. Kapım sanırım çok sağlam değil anne, korkuyorum...

Allah yolları öyle güzel açıyor ki anne elhamdulillah genelde şaşırıyorum. Küçükken pek de şaşkın olmayan kızın büyüdükçe bir şaşkına dönmeye başlıyor anne, tüm duygularımın yanına iliştirilmiş bir parça şaşkınlık buluyorum. Nasıl şaşırmayayım ki, gün gelip de şaşırmazsam her türlü duygumun yanında bıkkınlık bulmaktan korkuyorum anne.

Bazen de hiç korkmuyorum. Öyle güzel hatalarımdan ders alarak öğrenmeme izin verdiniz ki kimilerinin koşarak kaçacağı şeye en fazla ne olabilir ki diyerek ilerlerken buluyorum kendimi. Siz bana her zaman ön cebimde taşıyacağım bir yönlendirme kılavuzu olmak yerine ölçüyü İslam'a vurup ordan çıkan sesi dinlemeyi öğrettiniz anne, kızınız zaman gelip sesi duymakta zorlanıyor, dünyanın sesi büyüdükçe yükseliyor mu anne?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder