13 Ekim 2016 Perşembe

Neden Grip?




       Kırgınsın biliyorum, biliyorum inceldin, biliyorum koca bir boşluğu yutmuş gibisin, biliyorum herkes bilmediğin bir dili konuşuyormuş gibi bakıyorsun çevrene ama neden grip? Biliyorum için zaman zaman cereyan yapıyormuş gibi oluyor, üşüyüp bir yorganın altında öylece durmak istiyorsun ama neden sonu hep grip? Biliyorum kucağına alıp gizleyemediğin her çocuğa aklının bir kısmı dağılıyor, biliyorum yalnız onların içlerine gizlenmek ve orada öylece kalmak istiyorsun ama neden grip? Biliyorum tüm hücrelerin kılıçlarını yere atmış gibi, farkındayım kendini savunmak için savaşı geçtim kolunu kaldıracak halin yok. Evet farkındayım biri karşına öldürmeye gelse sadece "Biraz acısız ve sessiz olsun olur mu?" diyeceksin ama neden sonu bol ateşlenmeli geceler? Biliyorum aynada ve duada yüzünün kızarmaması için bunların hepsine razısın, biliyorum aynada kendine "Olsun be şükür gönlümüz rahat, her şey bir gün geçer elbet" diyip duada ellerini açtığında gönül rahatlığıyla "Sana ayandır Mevla'm, sana teslim ettim." demek seni böylesine sakin tutabiliyor şükür ki ama neden sonu grip? Biliyorum şükür ki kötü değilsin, biliyorum güzel işlerin kokusu burnuna geldi mi canlanıp koşabilirsin ama biraz için ezilse ardından neden grip? Hayır hayır gripten şikayetçi olduğumdan sormuyorum, şaşkınlığımdan. Mandalina, mandalina alır mısın iyi gelir?

       Sebeplerini sıralayıp içimin üzerine gidiyorum yine de gıkını çıkarmıyor. "Pardon da daha ne olsun, bunlardan sonra sana en zarar vermeyip en kendimizi bırakabileceğimiz yol hangisi acaba?" diyemiyor. Sıcak bir şeyler akıyor usul usul, ondan anlıyorum konuşmaya henüz takati yok. O vakit susalım, o vakit bol dua edelim, o vakit tekrar gözlerimizin ışıldayacağı güne kadar usul usul başını okşayıp umut dolu masallar anlatalım. Dünya bu, olur öyle şeyler. Şükür ki her zerremizi gören ve sımsıkı tutan "Emin"e emanetiz, herbir şey geçer elbet.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder