Bize Güneş'e beş kala karanlğını aşabilecek bir dua, bir kelam gerek.
1 Haziran 2016 Çarşamba
İçleniyorum
İçli bir türkü çalmasına gerek yok veyahut da inceden bir sözün gelip gönlüme değmesine, genel olarak "içleniyorum".
Dışarda köpekler havlıyor, içlerinden biri hepsinden kaçıyor gibi, içleniyorum.
Otobüste duran amcanın omzu çökük, uzaklara bakıyor, içleniyorum.
Biri diğerinin karşısında ezilip büzülüyor, içleniyorum.
Karton toplayan çocuk akşam vakti evine dönüyor, arabasının içinde kartonların üzerinde ablası gülerek yokuş aşağı gidiyorlar, içleniyorum.
Bir anne dilinde "canları sağolsun" ile camdan dışarı bakıyor, içleniyorum.
Bir kadın parkta oynayan çocukları izlerken elindeki yeleğe bakıp ağlıyor, içleniyorum.
Yavruları kaybolmuş kedi ağlaya ağlaya etrafa koşturuyor, içleniyorum.
Biri birini tüm umutlarının orta yerinde bi başına bırakıp gidiyor, içleniyorum.
Biri birine hiç uzanamıyor, içleniyorum.
Kornalarla bir kız alınırken evinden bir delikanlı bavulunu topluyor, içleniyorum.
Muhacir çocuklar gözlerine birikmiş tüm enkazlara rağmen etrafa gülücükler dağıtıyorlar, içleniyorum.
Düşen bir kitabın sesiyle korkup büyümüş gözleriyle ellerini kulaklarına götürüyor aynı muhacir çocuk, içleniyorum.
"Biliyor musun annem beni yaktı." diyor bir çift kara göz yedi yaşında dondurdukları bakışlarıyla, içleniyorum.
Çikolatadan miniklerimin tebessüm ettiği fotoğraflarda biri bakışlarına birikmiş acıyla fotoğrafa takılıyor, içleniyorum.
Tıka basa doldurup siyah camlarının arkasında zaman da dahil olmak üzere çoğu şeyi unuttuğumuz avm çıkışlarındaki ışıklarda bir lira için arabaların önüne atlıyor bir çocuk, içleniyorum.
Bi de bilse ondan ne de güzel mümin olur diye bir cümle dökülüyor birinin ardından dilimden, içleniyorum.
Biri deli demeye bin şahit isteyen meczubluğuyla dilinde ömrünü ezip geçmiş bir cümleyle yolları mesken biliyor, içleniyorum.
Öyle şu anda olmasına gerek de yok, zaman mekan demeden "içleniyorum".
Kitapta A kişisi boynunu büküyor, içleniyorum.
Muazzez Hanım sesine ilişmiş mesafelerle o şiirden haberim vardı ama... diyor amasını duymam yetiyor, içleniyorum.
Sultanahmet'te başlar secdeye değerken Ayasofya sabırla bekliyor, içleniyorum.
Hz. İbrahim ardını dönüp gidiyor, Hz. Hacer "Bunu sana Rabbin mi emretti" diyor, içleniyorum.
Ve yine Hz Hacer gönlüne teslimiyetini basa basa safa ile merve arasında koşuyor, içleniyorum.
Efendimiz başka bir İbrahim'in ardından bir damla yaş döküyor, o yaşın altına elimi uzatamıyorum yalnızca içleniyorum.
Hz. Aişe gönlünün bir yanı mahsun Rabbinin ayetlerine tutunuyor döndüğü baba evinde, içleniyorum.
Ka'b Rasullü haykırışlarla, herkesin suskunluğunun ortasında tek bir selamı bekliyor, içleniyorum.
Hz Vahşi uzaklardan Efendimiz'i izliyor, içleniyorum.
Hz Ali ile kılıç kılıca gelen Zübeyr B. Avvam Efendisinden gelen bir cümleyi duyunca "Geri döneceğim" diyor tüm kararlılığıyla, içleniyorum.
Biz hangi eşarbımızı takacağımızı düşünürken Hedil peçesini açmadığı için kurşun yiyor, içleniyorum.
Dünya içli bir yer. Bizler de kimi zaman ıskalasak da genel olarak içleniyoruz. Öyle çok günahsız, arınmış olduğumuzdan falan değil, hâlâ hissetmekten vazgeçmediğimizden içleniyoruz. Böyle bir dünyada hâlâ içlenebildiğimize şükrede şükrede içleniyoruz. İçleniyoruz ama ölmüyoruz şükür ki. Ölmediğimizden içleniyoruz, bir gün öleceğiz ve tüm içlenmelerimiz burada kalacak Allah'ın izniyle. Bekliyorum, bekliyoruz.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hayat dediğimiz, mutluluk ezgilerini çoktan yitirmiş ve her gün durmaksızın çalan bir türkü var önümüzde, içlenmek için bu yeter de artar bile, hele bu devirde.
YanıtlaSilKimileri hiç duymuyor veya durup da dinlemiyor bu türküyü. Hatta çoğunluk böyle.
Biz duyup da bir nebze içlenenler, duyarlılık gösterenler olarak çok şükür diyoruz. Böyle bir dünyada insan kalabildiğimiz için ve yine çok şükür bir gün tüm bunların acısından ve hüznünden kurtulacak olmanın umuduyla.
Çok güzel bir yazı olmuş, kaleminize ve yüreğinize sağlık. Ben de okuduktan sonra düşündüklerimi ve hissettiklerimi yazmak istedim yorumda. :)
Kesinlikle en içlisinden bir türkü çalarmış gibi bence de. İçinde öyle hüzünler barınıran bir türkü ki genel duymamak için elinden geleni yapıyor, anlık saniyelik de olsa herkes bir yerinden yakalanıp duyuyor ve saniyelik de olsa içleniyor ama bence.Tabii uzun sürmüyor, çünkü bir yandan da o hüzünlü türküyü bastırmak için bangır bangır müzik çalıyor..Şükür ki hâlâ kulakları tıkanmayanlardanız, daim olur inşAllah.
YanıtlaSilBir blog yazarı olarak bilirsiniz ki yazıların ardından düşünülen ve hissedilenlerin ifade edilmesi bizler için çok anlamlı oluyor, zaman ayırdığınız ve düşüncelerinizi ifade ettiğiniz için çok teşekkürler. :)
İçlenmek fiili için öncelikle bir içimiz obirması gerek diyerek başlamak istiyorum sözüme, içlendigimizi saydığınız şeyler kadar say(a)madıklarımıza da içlenerek..
YanıtlaSilİçlenmek yalnız zamanlarımızda mı olur ya da içlendigimiz zaman mi yalnız kalırız bilmiyorum ama içimizde aradığımız bir şey olduğu için belki onun sesini dışa yansıtabilmek için içlendigimizi düşünüyorum..
İçli bir yazı ile içinizdekileri en içten a şekilde içimize aktardığınız için teşekkür ederim
Evet onu da unutmamalı tabii ki, içlenmeye içlenmeye içimizi de kaybedebiliyoruz mazAllah. Ben de bu konuda içimizde ayrı bir yerde olan şeyleri görebildiğimiz her kişi, olay, durumda içlendiğimizi düşünüyorum, bir yerde dediğinizle kesişiyor gibi.
SilZaman ayırıp okuduğunuz ve değerli yorumunuz için teşekkürler. :)