Özlemek. Öz/lemek hatta. Özle bir olmayan özlenir mi? Öze geçirdiğimizi, yanımızda olmasa da özümüzde taşıdığımızı özleriz. Özümüzde, içimizin sevgiye nazır bir yerinde taşıdığımızdan bedenen olmaması varlığını unutmamıza yetmez. Özleriz, özledikçe özümüze geçirir daha çok severiz. Hatta bence özlemin kokusu var, böyle içe çektikçe daha da çok özleten bir koku.
"Özlemek" birazdan yazılacak yazının özeti olduğu gibi ömrümün de özetlerinden biri. Kalın puntolarla yazılmış özetlerinden biri hem de. Özlemelerim çoğu geçmişten ziyade geleceğe, en çok da cennete, Bâki'ye..
Gitmediğim bazı yerleri içimi titretecek kadar özlüyorum. Bir yerler var, bazen benzerlerine fotoğraflarda rastlıyorum ve sarılıp uyuyasım geliyor. Uyumakta güçlük çekenler bilirler huzurlu uykunun ne denli kıymetli bir şey olduğunu. Bazen özlediğim bir dostluğun, yaşamadığım ama tahayyüldeki sevdiğim bir anının, sıcacık gelen bir gönlün köşesine kıvrılıp uyumak isterim. Mutlu olduğum, sevdiklerimin çoğunun bir evin içine toplandığı zamanlarda da yan odaya geçip uyumak isterim ancak konumuz şu an bu değil, belki başka yazıya. Şimdi özlüyoruz, içlene içlene özlüyoruz hem de.
Elimden tutup çimenlikte ağaçların altında kitap okumayı isteyen bir dostum olmadı hiç, aklıma estiğinde kaçıp gidebileceğim bir dere kenarım olmadı. Çocukluğumuzu anıp da kahkahalar atacağım pek çocukluk arkadaşım yok, çocukluğum dediğim dostumu cennete uçurduğumuzdan beri çocukluğumun ortasında yalnız kaldım. Evet bizim de anılarımız ve yaramazlıklarımız vardı ama genelde kahkaha olarak değil de sıcacık yaşlar olarak dışarı çıkıyor. Onun göçüşünün en büyük vurgununu onun vefatından yıllar sonra babasının gözlerine bakmaya cesaret ettiğimde gördüm. Beni, yavrucağının birlikte büyüdüğü kızı gördüğünde kıpkırmızı gözleriyle ağlamamak için dişlerini sıkarken ikimiz de özlüyorduk, ikimiz de o anları hatırlıyorduk, ikimiz de aynı özleme susuyorduk. Velhasıl geçmişe dair özlem derseniz onun bendeki adı Zehra. Çocukluğa dair özlem derseniz onun bendeki adı Zehra. Sabahlara kadar sohbete özlem derseniz onun bendeki adı Zehra. Sevdiklerine yansıtamadığın, içinde fırtınalar koparan özlemin derseniz onun adı da Zehra. Özlemimin bir parçasının adı 'Zehra'. Kandil günü tövbesinin peşinden uyuyup bir daha uyanamayan meleğimin ruhuna birer fatiha o vakit, özlemle.
Tanımadığım insanları özlüyorum bazen de. Bazense sadece tanımadığım, olup olmadığını dâhi bilmediğim 'bir' insanı. Anlar birbiri ardına akıp gidiyor, gençliğimde birlikte arkada bırakamadığımız her an bazen hüznüm oluyor. Birlikte yapabilecekken yapamadığımız şeyler, gidebilecekken gidemediğimiz yerler, uzun uzun bakabilecekken bakamadığımız güzellikler, birlikte vesile olsak çok daha kolay olacakken vesile olamadığımız hayırlar, koşup yanına gidip altını çizdiğim cümleyi okutabilecekken okutamadığım kitaplar hepsi bazen yalnızca özlemim oluyor. Neyse ki özleyerek değil yanımızdakilere sımsıkı tutunarak anı geçirmenin çok daha anlamlı olduğunu gönle hissettiriyor Mevla. Ama yine de bazen özlüyorum, çokça hem de.
Aslına bakarsanız sadece özlemiyorum, sadece içlenmiyorum. Özellikle şu blogu biraz kurcalayan biri acaba bu kız hiç mi farklı şeyler hissetmiyor diye düşünebilir. :) Şükür ki anlatsam masal olabilecek anlar da yaşatıyor Mevla. Her saniyesini yaşarken içimden ''çok şükür'' dediğim ve kaybolup gitmesinden korkuma dilimden, kalemimden çıkamayan anlar. Sizler masalımsı anlarınızı paylaştığınızda bile kaç kere maşAllah diyorum bilmiyorum ki. Çünkü dünya fani, çünkü dünyada ansızın uçup gidebiliyor gözlümüzde şakıyan kuşlar. Biraz daha kalsınlar, biraz daha tebessüm edelim diye gözlerimi kapatıp tebessüm etmeyi tercih ediyorum. Yoksa inanın içinden rengarenk balonlar yükselen cümleler de kurabilirim size şükür ki, ama balonlarıma tutunup gezmeyi tercih ediyorum.
Başını okşayamadığım çocukları da özlüyorum bazen. Birlikte tebessümler edemediğimiz yavrucakları. O yavrucaklarla ayak basamadığım şehirleri, ülkeleri, toprakları. Cennetin benim için bir anlamı da bir yerlerde çocukların ağlamadığını, gönüllerinin mahsun olmadığını bilmenin güzelliğiyle tebessüm edebilmek olacak. Herkesin güldüğünü bilerek gülmek nasıl bir güzelliktir Allah bilir.. Güldüğümüzde nasıl nurlar dökülür gözlerimizden Allah bilir.. Diğer bir anlamıysa özlememek olacak, özlediğim her şeyin avuçlarımın arasında olması olacak. Dünyayı özler miyiz dersiniz? Özlersek izleriz sanki nolmuş. :) Özlediğim anlar, gidemeden özlediğim yerler, tanımadan özlediğim insanlar, tanımadan bilmeden özlediğim insan..
Cennete gidersek özlemlerin hüzünlü yanını dünyada bırakıp gideceğiz Allah'ın izniyle. Cennete gidersek... İnşAllah. :)

