Bu kızın ne dediğini anlamıyorum ama şunu biliyorum ki içimi kazıyor. Söylediği şeyin her nağmesiyle içimdeki çukurların üzerine örttüğüm topraklara üflüyor. Çaktırmadan yapıyor bunu, sanki bana iyi geliyormuş gibi yaparak.Örtülmüş çukurlarımı açıyor ben farketmeden, yeni çukurlar açıyor içimde sonunu göremediğim. Soluğumun içine hatrıma gelmemesi gereken sızılar iliştiriyor, iyi gelmiyor bu kız bana.
Deli olduğum anlarda iyi gelebiliyor aslında. Eğer ki birini hem çok sevip hem de çok kızdıysam hafifçe bu çalsa tüm kızgınlığımı avuç avuç gözyaşlarına çevrilmesine vesile olabiliyor. Ve gecenin bu saatinde dinlediğimde takatimi kesiyor, kimbilir belki de uykumun geldiğinden oluyor bunlar ve ben tüm suçu atacak başka birini buluyorum.
Kimin kafasına sıkamadıysam kendi kafama sıkmaya kalktım. Sıkamadım tabii ki ama kafamın ortasında 'yeter artık' diye tepindim her kendime silahlı saldırı girişimimin ardından. Kafamda sıkarak açamadığım delikleri içinde tepinerek açtım. Olması gereken Amine' yle yaşayan Amine arasındaki fark arttıkça benim kafamın içindeki tepinmelerim arttı ve sanırım artık içimin bir yanı küsemeyecek kadar darıldı bana. Evet küsemeyecek kadar çünkü insan küsebiliyorsa hâla seviyor demektir, insan küsebiliyorsa hâla 'bir yolunu bul ve gönlümü al' diyor demektir lisan-ı haliyle. Ancak bir insan onu bin kere incittiğimiz halde sözcüklerinin üzerinden tüm sıcaklığı alarak konuşmaya devam ediyorsa bizimle olay artık bitmiş demektir, sevgi de muhabbet de taş kesilmiş... Tespitli konuştum, aferin bana. Böyle konuşmalarıma alışın zira adımın başına 'uzman' geldiğinde hep böyle tespitli konuşacağım söylentiler arasında, her neyse henüz öğrenciyim ve şimdilik bunlara lüzum yok.
''Yirmi yaşında bu ne artistlik tatlım'' diyor içimdeki bir hanım teyze, sadece gözlerine bakıp geçiyorum teyzenin kendisini çok umursamadığımı belli etmeden az buçuk da hak vererek.
Suriyeli bir çocuk gördüm bugün, Suriyeli çok çocuk gördüm. Ellerinde battaniyeleriyle gezen ve tüm sokakları yatakları bilen ama kahkalar atmaya devam eden çocuklar gördüm. O çocuklar sıkmalıydı kafama, o çocuklar hepimizin kafasına sıkmalıydı ve sermeliydi bizi o taş betonlara sonra da gelip nankörlük edip kıymetini bilemediğimiz yataklarımızda şükrünü bile bile uyumalıydılar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder