17 Nisan 2016 Pazar

Bir Parça Merhamet



Sevgili dost, yoksa sezmiyor musun
Tüm dünyada tek bir şeyin var olduğunu:
Yüreğin yüreğe
Dilsiz bir selamla söylediğidir bu..
Vladimir Solovyev


Kendimizin kendimizi üzmesine az çok tahammül edebiliyoruz da sevdiklerimizin kendini çokça üzmesi işini napacağız? Omzumuz her daim onlar için hazır, hatta omzumuz bizden çok onlara ait ama kendilerini dünyanın en zulmedilesi insanı görmelerini kabul edebilir miyiz?

Bazı sevdiklerim kendilerini öyle gaddarca üzüyolar ki normalde ruhuna bile bismillahla dokunurken bir an da kollarından tutup kendine gelir misin diye sarsmak bile isteyebiliyorum. Sarsmak sarsmak ve ardından ağlayarak sarılmak, kendinden bile çıkarıp içimin en güvenli yerinde muhafaza etmek... Uyusun istiyorum, uyusun ve tebessüm edeceği rüyalar görüp umut dolu dualarla uyansın. Kendi boğazına tıkadığı düğümleri çıkarıp güzelce bir nefes alıp o iplerden salıncak kurup sallansın... Ellerim ağrıyana kadar değil o inmek isteyene kadar, saatlerce onu sallayayım istiyorum. Gerekirse orda birlikte aksın yaşlarımız ama içinin o bembeyaz yanını görsün, salıncak her yükseldiğinde uçuyormuş gibi hissedip kendinin boğazına yapıştırdığı ellerini çözsün istiyorum. Sonra kendime dönüyorum, durum aynı: Kendini üzmekten, kendi boğazına yapışmaktan bıkmayan bir kız birçoğumuz gibi.

Biz hasta mıyız arkadaşlar? Nedir bu kendi tırnaklarımızı kendimize geçirmişliğimiz, şu yaşta canımızı çıkardığımız yetmedi mi?Kendimizin kendimiz üzerindeki haklarını ne kadar biliyoruz? Herkes bu kadar sınır manyağı olmuşken bizim bu sınırlarımızı çizmekten vazgeçme yiğitliğimiz neyin nesi? Birçok insandan daha mı güçlüyüz de her suçlu kelimesinden sonra kendimizi tokatladığımız yetmezmiş gibi ortaya atmaya cesaret edebiliyoruz? Biz ailemize, kardeşimize, dostumuza emanet edilmeden önce kendimize emanet edilmemiş miydik? Ve biz ailemizinden, sevdiklerimizden emanetler yüklenmeden önce kendimizin emanetliğini yüklenmemiş miydik? Güzeliz, gerçekten sandığımızdan ve sandıklarından çok daha güzeliz şükür ki...

Merhamet ne güzel kelime değil mi? Kendimize de ara sıra merhamet gözlükleriyle bakmayı ihmal etmeyelim. Evet çokça hatamız olabilir, Hz Yunus vari ellerimizi açıp "Senden başka ilah yoktur, seni tenzih ederim! Ben gerçekten nefsine zulmedenlerden oldum." diye yakardıktan sonra bize mağfiret edeceğini müjdeleyen bir Mevla'mız varken kendimize zulmetmek yakışır mı hiç? Şimdi, hiç beklemeden kendimize en tebessümlü ve en bağışlamışından bir el uzatalım bence.

Affedelelim, affedelim ve unutmayalım: "Affetmek özgürleşmektir".