8 Mayıs 2015 Cuma

Şükür ki inanıyorum




Kimseler şaşırmıyor, onlar şaşırmadıkça bir kaya daha gelip oturuyor içimin kuytuda kalmış bir yerine. İçine tüm incinmişliklerimi doldurarak ama diyesim geliyor, yutuyorum. Yutmak demişken küçükken biz ağlarken annem "yut" derdi, şimdi daha iyi anlıyorum. O zamanlar beceremezdim ama artık en bolundan yutuyorum. Sahi yutulan cümleler içte nereye giderler? 


Yuttuğum cümlelerim içimdeki boşluklardan geçmeyince kalbim tarafından ezile ezile geçecek kıvama getiriliyor gibi. Kafası ezilen cümlelerim  bulduğu ilk boşluktan sonsuza yuvarlanıyor. Ağzımdan çıkanlar ateşime bir odun daha atarken yuttularım nur olup ateş söndürüyor. Öyle bir şey sinmiş ki cümlelerime öyle içlenmiş ve iğrenmişim ki bir şeylerden konuşsam tek cümlemle yakacakmışım, konuşsam âh kusacakmışım gibi. Konuşsam sesim çıkmayacakmış da benden gayrısı ne diyor bu diye öylece bakacakmış gibi.


Konuşamadan anlatıyorum, uçurumlarımın kenarındaki korkuluklara yaslanmadan anlatıyorum, kaybolup olmadık yerlerde kendimi bulmamak için anlatıyorum, çığlıklarım dağları parça parça etmesin diye anlatıyorum, hıçkırıklarımdan sesim kaybolur diye tebessüm ede ede anlatıyorum. Başını okşuyorum cümlelerimin, inanın geçecek diyorum onlara. Dinliyorlar beni, inanıyorlar bana. İnanıyorlar çünkü ben de Allah'a inanıyorum, şerr gibi gördüğümüz şeylerden iki cihana yetecek kadar hayırlar çıkarabilecek olan bir Mevla'ya inanıyorum. Can yakıyomuş gibi görünen şeylerden binlere umut, binlere cennet çıkaracak Allah'a inanıyorum. Dualara inanıyorum her şeyimle, şifa diyorum bana benden merhametli olana inanmışlığımla. En anlaşılmadığım yerde beni en iyi anlayanın Allah olduğuna iman ediyorum. Beni benim çözemediğim yerde En Emin'e emanet olduğumu biliyorum. Ellerimi hepten bırakabilsem onun Kerim'liğine düşeceğimi biliyorum.


Acıyor, evet acıyor ama şükür ki korkmuyorum şükür ki inanıyorum.

7 Mayıs 2015 Perşembe

Kafesten çıkan kuş


Şimdi içimin bir yanı kırgın, içimin bir yanı mahzun, içimin bir yanı soğuk, içimin bir yanı kafeste olduğunu kafesten çıkınca farketmiş kuş gibi.
 
Ben hep parmaklıklar ardından bakmıştım dünyaya, şimdi bu özürlük denen şey başıma bela olmasa diyor korkulu bir yanım. Diğer yanımsa uçabildiğin kadar uç Allah gökyüzünün de Rabbidir, seni tutan seni koruyan sen yükseklerdeyken de uzaklardayken de muhafaza edecektir diyor.

İçimin her yanı bir yanına toplandı ve hiçbiri konuşmuyor. Derin bir sessizlik var, sessizlikle yankılanan bir iç. İlk hangisi başlayacak söze? Akıl? Akla kalsa o bile şu durumda insafa gelir belki de. Kalp başlasa çökebiliriz, ritmi henüz normal.
 
Bir korku, beklenen bir isim, şükür ve birçok şey.